• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Chp lideri Kılıçdaroğlu'ndan 82. il teklifi İNEGÖL
  • E-devlet'ten işe yarayacak uygulama
  • İnternet'e Rekor Zam Yapılacak
  • Chp lideri Kılıçdaroğlu'ndan 82. il teklifi İNEGÖL
  • E-devlet'ten işe yarayacak uygulama
  • İnternet'e Rekor Zam Yapılacak

Milli Eğtimde Büyük Değişiklik

Milli Eğtimde Büyük Değişiklik
Kabinede dört bakan değişti. Eskiler yerlerini hızlı bir şekilde yenilere bıraktılar. İç İşleri, Sağlık, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklar
Yapılan mini değişiklik, bir takım çevrelerin beklentisini karşılayacak ölçüde olmadıysa da, dört önemli bakanlıkta yapıldığı için, gürültüsü de, yankısı da büyük oldu. Öncelikle ülkemize hayırlı olsun, güzel, verimli ve faydalı hizmetlere vesile olsun.
nabi_avciya_tavsiyeler.jpg
Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüten Sayın Ömer Dinçer'in, iki yılı bile doldurmayan Milli Eğitim Bakanlığı dönemi, önemli işlerin yapıldığı dönem oldu. Eğitim sisteminin ve eğitim teşkilatının genel yapısında radikal değişiklikler yapıldı. Ak Parti Hükümetleri'nin Sayın Hüseyin Çelik'le başlattığı büyük değişim hamleleri, bu dönemde de devam etti. Sayın Dinçer, farklı kişiliği, katı tavırları, eğitim kamuoyu ile yeterince geliştiremediği iletişimi ve yaptığı köklü ve kalıcı değişikliklerle, daha uzun süre gündemde kalacak ve eğitim tarihimizin iz bırakanlarından olacaktır.
 
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, MEB Teşkilat Yasası'nı değiştirilmekle işe başladı. Önemli ve beklenen bu değişikliğin kamuda bıraktığı iz ise, bakanlığın üst düzey bürokratlarının, neredeyse tamamının değiştirilmesi oldu. Tamamına yakını Ak Parti İktidarı döneminde atanmış ve genel olarak da icraatlarında başarılı bu tecrübeli kadronun geri plana çekilmesi, Milli eğitim camiasında yaşanan ilk şok ve belki de ilk kırılma noktasıdır.
 
Zorunlu eğitin süresini 12 yıla çıkartan ve kısaca 4+4+4 olarak bilinen 222 sayılı yasadaki değişiklik gibi eğitim sistemini baştan aşağı değiştiren çok önemli reform, bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarının da, kamuoyunun da gereğince hazır olmadığı zamanda yapıldı. Bu nedenle de, zorunlu 8 yıllık kesintisiz eğitimin neden olduğu mağduriyetlerin, yıllardır biriken eğitim sorunlarının ve eski sistem ile giderilmesi mümkün olmayan aksaklıkların giderilmiş olacağı bu ileri adım, büyük memnuniyet yaratması gerekirken beklenen olmadı. Bu devasa değişimin gerekliliği yeterince anlatılamadı. Alt yapıdaki yetersizlikler, derslik ve öğretmen açığı ve daha sayıla bilecek birçok noksanlıklarla birlikte ve yeterince içselleştirilmeden başladı ve eğitim hayatımıza geçti.
 
Bunun yanında, riskli ve dirençle karşılanacağı bilinen öğretmen atamalarındaki mevzuatta, cesaretli düzenlemeler yapıldı. Bütün atamaların yaz aylarında yapılması ve eğitim yılı içerisinde yapılmaması, eğitim öğretimin sıhhati ve öğrencilerin başarısı açısından olması gereken bir düzenleme idi. Ancak yıllardır sürdürülen yanlış bir uygulamanın bir anda değiştirilmesinin meydana getireceği olumsuzluklar, doğru şeyleri de yapılamaz hale getire biliyor. Öğretmen kitlesinin büyüklüğü ve toplumun her kesimi ile ilişkili olması nedeniyle, bu alanda yapılan en küçük bir değişiklik bile, toplumda domino tesirini yapıyor. Bu nedenle de önceden İlişkili ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların mevzuatı da buna hazır hale getirilmesi gerekiyordu. Yoksa eğitim yılı başladığında tüm sınıflarda öğretmenin hazır olmasını ve yılsonuna kadar değişmemesinin gerekliliğine kim karşı ola bilir? Bu olmayınca, tepkiler de, taraf da bularak arttı.
Öğretmen kitlesi, her türlü iş ve işlemleri tek merkezden yapılan devasa bir kitledir. Yıl içerisinde, her türlü önlemlere rağmen, zaruri, insani ve irade dışı nedenlerle öğretmen kadrolarında, beklenmedik boşalmalar olabilmektedir. Bu şekilde açılan kadro sayısı bile, nerede ise başka bir bakanlığın tüm personel sayısına eşittir. Önemli olan bu boşlamaların keyfilikten ve kontrolsüzlükten kurtarılmasıdır. Bu konuda düzenleme yapılırken, diğer kurumların mevzuatının buna uyumu sağlanmalıdır. Yoksa yıllardır öğretmenlik yapan ve görevi nedeniyle eşinin başka bir ile atandığı bir öğretmene ‘orada boş karda yok, ya yaz atamasını bekleyeceksin, ya da seni memur olarak ataya bilirim ‘ yaklaşımı kabul edile bilir bir durum değildir? 
Bu meyanda, okullardaki öğretmen kadrosunda olup, başka bakanlıklarda ve başka görevlerde çalıştırılan binlerce öğretmenin görevlendirmeleri iptal edilerek okullarına iade edilmesi, bu dönemin en kayda değer olumlu hadiselerindendir. Sayın Dinçer, eğitim açısından çok önemli ama siyasi riski yüksek olan bu kararın arkasında durdu ve gereğini yaptı. Bu yanlış ve keyfi uygulamanın, yıllardır eğitim öğretimde meydana getirdiği tahribatı tanımlamak bile mümkün değildir. Asli görevleri bir yana bırakılarak alakasız yerlerde çalıştırılan bu öğretmenlerin, yerine atama da yapılamadığından, sınıfları ya boş kalıyor veya bileştirilerek kalabalık sınıflar oluşturuluyordu. Bu şekilde çalışan elli binin üzerinde öğretmen okullarına iade edildi. Ümit ediyoruz ki bundan sonra da böylesi bir yanlış uygulamaya fırsat verilmez.
 
Sayın Ömer Dinçer'in bakanlığı sürecinde, yukarıda kısmen sözünü ettiklerimizin dışında da pek çok önemli işler yapıldı, olumsuzluklar giderildi, yenilikler yapıldı. Ancak sayın bakanın genel kamuoyu ve kendi kamuoyu ile yeterince geliştiremediği iletişimi, farklı davranışları ve tavizsiz tutumu nedeniyle, beklenen karşılığı bulamadı. Reform niteliğinde yapılanları bile sahiplenecek, yapılmasının gerekliliğini ve sağlayacağı faydaları anlatacak, uygulamadaki aksaklıkları zamanında fark ederek engelleyecek yüzlerce tecrübeli kadro, saf dışı bırakıldığından ve yerlerine atananların da gerek liyakat, gerekse deneyinde yeterli olmamalarından, kamuya mal olamadı. Taktir yerine tepki aldı. Küskünler ordusu, günden güne büyüdü.
 
Şimdi eğitimde yeni bir dönem başlıyor. Kamuoyunun yakından tanıdığı ve hakkında olumlu intibaların ağır bastığı değerli bir hoca, Prof. Dr. Nabi Avcı, Ak Parti İktidarı'nın 5., Türkiye Cumhuriyeti'nin 76. Milli Eğitim Bakanı olarak atandı ve göreve başladı. Sayın Nabi Avcı, siyasi kimliğinden daha çok hocalığıyla tanınır. Herkes, kısaca ‘Nabi Hoca' diye ve saygılı bir şekilde anar kendisini. Karşısında olduğu fikre sonuna kadar saygılı, insan ilişkilerinde muhabbetli, yaşam tarzında kararlılık içerisinde nezaketli ve insana değer veren bir kişilik olarak yer edinmiştir tanıyanların gönlünde… İnsanlığın ortak kültürüne katkı yapmış bütün şahsiyetlerin tartışmaya açıldığı ortamlarda şekillenmiş düşüncelerle yoğrulmuş biri… Bir yandan Sokrat, Aristo, Eflatun, Nitsche… Diğer yandan Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Gazali, İbn-i Sina, İbn-i Haldun… Nabi hocanın fikir ve ruh dünyasını şekillendiren tablodur.
 
Yeni bakanın ilk icraatı, öğretmenlerin özür grubu şubat atamalarını açması oldu. Sayın Avcı'nın ruh ve düşünce dünyasının ilk yansıması olarak değerlendirilen bu durum, öğretmenler dünyasında memnuniyet ve rahatlama meydana getirdi.
 
Sayın Nabi Avcı'dan beklentiler yüksek… Sabırlar da sınırda. Haydi hayırlısı…
 Yahya Yıldız memurlar biz


  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Memurlara Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.