• BIST 108.827
  • Altın 154,122
  • Dolar 3,8359
  • Euro 4,5239
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 10 °C
  • E-devlet'ten işe yarayacak uygulama
  • İnternet'e Rekor Zam Yapılacak
  • KPSS'ye Çalışmada Konuları Bütün Olarak Görebilmenin Başarıya Katkısı
  • E-devlet'ten işe yarayacak uygulama
  • İnternet'e Rekor Zam Yapılacak
  • KPSS'ye Çalışmada Konuları Bütün Olarak Görebilmenin Başarıya Katkısı

İdare ile Uyuşmazlıklarda İzlenecek Yol

Abdullah DAMAR

İçinde yaşadığımız dönemin, öğretmenler ve diğer kamu emekçileri açısından idare ile uyuşmazlıkların ve sorunların yaşandığı dönemlerin en yoğunu ve en çok soru barındıran dönem olduğunu ileri sürmek yanlış olmasa gerek.
Bu soru ve sorunların başında da, kamu emekçilerinin hak arama kapsamında idari ve adli makamlara nasıl başvuru yapılacağını yeterince bilememeleri gelmektedir.
Bu anlamda dilekçe hakkı ve idare mahkemelerine başvurularda nasıl bir yol izleneceği hususunu kısaca irdelemek, bu tür sorunlarda hak kaybına uğramamak için neler yapılabileceğini ortaya koymak gerekiyor.
Öncelikle hak kaybına uğradığını, talep ve istekleriyle ilgili olarak idarenin herhangi bir eylem ve işlem yapmadığını düşünen kamu emekçilerinin bu talep ve isteklerini ‘Yazılı’ olarak kayıt altına aldırmaları gereklidir. Yani ‘İdarenin dili yazılıdır’ sözünde dile geldiği şekliyle, her durum ve koşul altında istek ve talepleri yazılı bir şekilde ortaya koymak gereklidir.
Bu aşamadan sonra izlenecek yol konusunda ilk olarak hak arama kapsamında 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun karşımıza çıkmaktadır. Kanunun “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7.maddesinde; “ Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir.” hükmü yer almakta ve açık bir şekilde idarenin otuz gün içinde bir cevap vermesi gerektiğini hüküm altına almaktadır. Otuz gün içinde olumsuz cevap verilmesi veya herhangi bir cevap verilmemesi halinde idari yargı yolunun açılması sözkonusu olmaktadır.
İdari makamlarla uyuşmazlıklarda izlenecek 2.yol ise 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava açma süresi” başlıklı 7.maddesinde düzenlenen; “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmü ile “İdari makamların sükutu” başlıklı 10.maddesinde düzenlenen; 
“1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2.Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.” hükümleriyle kayıt altına alınmıştır.
Bu düzenlemeye göre de kamu emekçileri hak kaybına uğradığını düşündüğü bütün konularda, bu hak kaybının düzeltilmesi için idari makamlara bir dilekçe ile başvuruda bulunabilir, dilekçenin kayda girdiği tarihten itibaren atmış gün içinde olumsuz bir cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi halinde idari dava açmaya hak kazanırlar.
Bu hak kayıpları kamu emekçilerinin görev alanına giren bütün konularda olabilir; ek ders ücretlerinin, öğretime hazırlık, geçici ve sürekli görev yolluklarının ödenmemesi, atama ve görevlendirmelerle ilgili konular, nöbetle, özlük haklarıyla ilgili konular olabilir. Örneğin; il dışı atama ile başka bir yere atanan kamu emekçileri harcırahlarını ister ayrıldıkları, isterlerse atandıkları ilden alabilir. Harcırah Kanununa göre, Aile için harcırah ödenmesinde memurun beyanı esas alınır. Memur ayrıldığı yerden çeşitli nedenlerle harcırah alamazsa, gittiği kuruma 1 ay içinde başvuru yaptığında harcırah almaya hak kazanır. Harcırah alabilmek için mutlak surette maaş nakil bildirimine, harcırah alınıp alınmadığı konusunda bir ibare yazdırılmalıdır.
Harcırahı ödemeye yetkili amir memurun beyanına ilaveten herhangi bir bilgi veya belge isteyemez. Memurun beyanının gerçeği yansıtmadığını düşünüyorsa idari soruşturma başlatabilir.
Bu anlamda kısaca tekrar etmek gerekirse, idare ile her türlü uyuşmazlıkta yazılı olarak başvuru yapılması ve açıkladığım süre ve süreçlere dikkat edilmesi çok önemlidir. Aksi halde hak kaybına uğramak kaçınılmazdır.

Bu yazı toplam 573 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Memurlara Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.