İşçiye “Umut” VEREN Değil Hakkının Karşılığını "ALAN", Sendika.

Kamu Çerçeve Protokolünün yeni imza edildiği zamanlardı, o dönemlerde adını aşağıda tekrar anacağım yetkili sendikaya yakın ve sendikanın yetki alması aşamasında çok önemli katkıları olmuş değerli bir iş arkadaşımla bu protokolü ve yetkili sendikanın yapacağı toplu iş sözleşmesiyle ilgili görüşlerimizi paylaşıp durumu değerlendiriyorduk. Kendisi o tarihte söyle bir anekdotunu paylaştı,

“ yani aslında başkan ile görüşmemde “çok iyi bir anlaşma yapıldı, istenenlerin yarısını bile alsak bizim için başarıdır”

Söyle ekledi “Çerçeve protokolünün dışında bir şey beklemekte zor” 

Görüşmelerin bitimine ve sözleşmenin imzasına müteakip tekrar görüştüğümüzde samimiyetle şunları konuştuk,

Ben ekonomik durum neticesinde ve asgari ücrete yapılacak zam ile öngörülerimi aktardıktan sonra korkarım böyle giderse biz asgari ücrete verilecek zammın yine altında kalabiliriz dedim. Oda zaten bu yıl kalmasak bile öteki sene kesinlikle öyle bir tehlikemiz var, genel olarak da böyle yapılıyor zaten dedi.

 

Tabii ki; asgari ücret ile çalışan yurttaşlarımızla ve daha azına mecbur olan bir çok emeklimizle veya ülkemizde misafir olan sayısı nüfusumuzun %10’nunu geçmiş misafirlerimizle,   aramızda ne fark vardır gibi konuyu kısır bir münazara haline getirmek niyetinde değilim,

 

Ancak asgari ücret nedir?   

“Asgari ücret veya minimum ücret, yasal bakımdan işçilere ödenebilecek en düşük seviyedir; işçilerin belirlenen sınırın altında emeğini satamayacaklarını belirtir. Çoğu ülke 20. yüzyılın sonuna doğru asgari ücret mevzuatını uygulamaya başlamıştır.

İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılayacak biçimde hesaplanır.” (https://tr.wikipedia.org/wiki/Asgari_%C3%BCcret)

Yani aslında temel ihtiyaçlarınızın ( dengeli beslenme, barınma, mevsim şartlarına göre giyinebilme, sağlıklı kalabilme, ihtiyaç dahilde bir yere ulaşabilmek, kültürel ihtiyaçlarınızı asgari şekilde ) karşılanabilmesi için, yaşadığınız ülkede sahip olmanız gereken geliri ifade eder.

Euronews Türkçe'nin haberine göre SGK verilerinde 2020 yılında Türkiye'de çalışan kayıtlı işçi sayısı 15 milyon 203 bin 423. Bunların 6 milyon 390 bin 19'u ise asgari ücretlidir. Bu da kayıtlı işçilerin yüzde 42'sinin asgari ücretle çalıştığını gösteriyor. (https://tr.euronews.com/2020/12/07/turkiye-de-iscilerin-ne-kadari-asgari-ucretle-calisiyor-sendikalar-2020-tespit-komisyonu)

 

2020 yılında böyle, ya şimdi?

 

Konuyla ilgili üzüntüm yada yorgunluğumdan ben eksik söyleyeyim siz anlayın.

Hülasa o zamanlarda da konuştuk, yazdık, emeğimiz değerlidir. Alınlarımızda ki ter Ülkemizin Milletimizin geleceği ve bekasını temsil eder. Emeğimize karşı haklarımız Sendikalara emanettir. Emanetimizi muhafaza etmek Sendikalarımızın en önemli görevidir. Hiçbir sendika hiçbir yetkiyi, hiçbir işçinin alnındaki teri mülk saymamalıdır.

 

İşçinin gözü fısıldar Sendikanın kulağı konuşur ,

 

Yetki öncesi sendika ne kadar işçi sorunlarını görüşmek adına işçilerle görüşme yapmıştır?

 

Yetki sonrası kurumlarda kaç sendika yetkilisi işçi ihtiyaçları konulu, ne kadar görüşme yapmıştır ?

Toplu iş sözleşesi hükümleri ne kadar uygulanmaktadır, uygulamada hatalar yapılmış mıdır ?

Söz konusu konularla ilgili bir denetleme ve denge mekanizması var mıdır ?

Sendika temsilcileri ne kadar demokratik usullerle görevlendirilmiş, ne kadar desteklenmiş ve talepleri ihtiyaçları ne kadar dikkate alınmıştır?

 

Her zaman iş güvencemizi, itibarımızı da koruması gereken sendikalar bu tabloyu göremediler mi?

Göremedilerse sebebi ne olabilir ?

İşçiler ve sendikalar için asıl önemli olan konu ,İşçi ve sendika için kazanımı nasıl olursa olsun, bir toplu iş sözleşmesi yapılması mıdır?

Mevcut ekonomik durum gereği artık emeğimiz maddi karşılık olarak daha az değerli,

 

 

Şu hususu da eklemek isterim; üye olduğu sendika tarafından artık temsilci “ilan” edilen - başka bir değişle değil çünkü baş kabir değişle diye başlayınca aynı anlamı başka kelimelerle anlatmayı ifade eden bir cümle gelmesi gerekir- atanan, çok da bu konuya emek verdiğini düşündüğüm samimiyetine sonsuz güvendiğim, değerli iş arkadaşımla sohbet ederken fark ettim ki bu asgari ücret ile ilgili görüşmelerde korkarım aynı minvalde yapılacak.

 

Sendikalar ayağa kalkmalı ve bu durumdan ders çıkarmalıdır,

Maaşları asgari ücretin altında kalabilecek kamu işçileri için süresi tamamlanmamış olanlar dahil yeni tedbirler ve yeni sözleşmeler için müzakere sürecine girmelidir.

Üyeleriyle kucaklaşmaları sorunları dinlemeli çözümler için bütün hukuksal seçeneklerini tekrar değerlendirmelidir.

İşçiyi yalnız bırakmamalı, mutabakat ile hep beraber ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar konusunda yapıcı çözümler üretip, söz konusu yapıcı çalışlarını kamuoyu ve üye işçileriyle paylaşmalıdır.    

 

sendika;

 

İŞÇİYE “umut” VEREN DEĞİL İŞÇİNİN HAKKININ KARŞILIĞINI ALAN OLMALIDIR…

Bu yazı toplam 248 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.